Kategori adı: Düşünce Bahçesi
2 Jul 2009Kategori adı: Düşünce Bahçesi
30 Jun 2009
Üzüldüğün, kahrettiğin, hayat enerjini tüketen ne varsa bunları da al yanına doğruca bir kabristana git.
Bir kuyu kaz derininden. İçine uzan ve başını sağa yasla ve akşamı bekle, sonra geceyi… Sakın çıkma o mezardan, sakın kaçma!
O mezardayken yanında getirdiklerini tekrar bir düşün. Üzerinde gezinen böcek, kurtcuk v.s. haşeratlara sakın müdahale etme!
Huylansan da kıpırdama yerinden ve…
Düşün!
Kör bir şekilde yaşadığını…
İçinde yattığın mezarın bir gün evin olacağını, belki de şimdi! Kim bilir?!
Üzerine topraklar döküldüğü zaman, sonsuza giden bu yolda o seni sevdiklerini söyleyenlerin yanında olmayacağını bir düşün istersen!
Düşün ve anla artık!
Öleceğin gün, öleceğin zamana ramak kala hangi gereksizlerin peşinden koştuğunu, hangi batasıca makamlar için düşler kurduğunu, bu hayata bir kez geldim, o da eğlenmeye! demenin tamamen birer yalandan ibaret olduğunu GEÇ OLMADAN ANLA ARTIK!
Sen sen ol sevgili dostum, boş, bayağı ve hayatına değer katmayan “şey”lerin peşinden gitme!
Kendi sonsuzluk yolculuğunda sana katma değer katacak “şey”lerle birlikte ol!
Çünkü ancak o “şey”ler uçsuz bucaksız hayatında senin için bir anlam ifade edecek!
Durduramadığın, ileri veya geri alamadığın o ölüm vakti gelmeden…
Ölüm gelmeden…
Kategori adı: Düşünce Bahçesi
23 Jun 2009Kategori adı: İşte "O" An
16 Jun 2009
Gördüğünüz fotoğrafı Amerikalı James Nachtwey 1992′de çekmiş. Fotoğrafta Çin’de bir gösterici, demokratik reformlar için yapılan protestolar sırasında tankların karşısına dikiliyor. “Tarihe Damgasını Vuran 50 Fotoğraf” arasında yer alan bu resim, kapalı bir rejim olan Çin’in o tarihten sonra giderek dünya ile daha da bütünleşmesine katkı yaptı ve bir milat oldu. Çinliler benzer duruşlarla despot rejime karşı varlıklarını hissettirdiler.
Kategori adı: Düşünce Bahçesi
4 Jun 2009
Hayatım boyunca ne kadar insan gördüysem bunlardan sevecenlik popülaritesi yüksek olanların, kendilerini gerçekten sevip değer veren insanlar olduğunu gördüm.
Bu insanların çevresi geniştir. Ve bu çevre kendilerini seven insanlardan oluşur. Ve yine ilginçtir, kendini seven bu insanları başkaları da gerçekten sevmektedir.
Pozitif görünmekle pozitif olmak arasındaki fark bellidir.
Güzel özelliklerinizi bilmenizle, bu özellikleri bildiğiniz halde kendinizi takdir etmemeniz de yukarıdaki fark gibidir.
Herkes gibi olmaktansa kendi yolunda kendi olan insan, kendisiyle farkını ortaya koyar.
Orijinal olduğunu, benzersiz olduğunu, bir gram teninin dünyada eşi olmadığına inandığın vakit kendini sevmeye başlarsın. Ve bu sevgi beraberinde özsaygıyı da getirir. Yazının devamını okumak için tıklayın »
Kategori adı: Düşünce Bahçesi
27 May 2009Kategori adı: Düşünce Bahçesi
24 May 2009
Türkiye İran olur mu?
Bu cümle son yıllarda bazı kesimlerce ağızda sakız gibi çiğnendi ve fırsat bulundukça da şişirildi. Ve şişirilen bu balon hepimizin yüzüne patladı.
Korkutulmaya ve koyun gibi düşünmeye alıştırılan bizler de yüzümüze patlatılan bu balonun yapışan artıklarını taşıyoruz yıllardır.
Bilindiği gibi İran, ülkemizde, şeriat yönetimiyle yönetilen, kadınların zorla başlarının kapattırıldığı, cinayet, hırsızlık ve diğer suçlara karşı ağır bedellerin ödettirildiği bir ülke olarak biliniyor.
Yani ülkemiz insanlarına göre İran, şiddetin her çeşidini uygulayan zorba bir ülke.
Gerçekten böyle midir değil midir burasının tartışmasına girmiyorum. Benim üstünde durmak istediğim nokta bu korkularımızın kökeni nereden geliyor? Yazının devamını okumak için tıklayın »
Kategori adı: Düşünce Bahçesi
23 May 2009Kategori adı: Düşünce Bahçesi
19 May 2009
Her şeyi kendin seçiyorsun.
Yaşadığın her ânının sorumluluğu senin üzerinde.
Mutlu olmayı da, üzülmeyi de seçen sen, çalışmayı da çalışmamayı da seçen yine sensin. Dolayısıyla hiçbir merciye kızma hakkın da kalmıyor. Neden ben? diye sorman anlamsızlaşıyor.
Sen seçtin, sonucunu da falanca değil, sen göreceksin…
Şu an intihar edebilirsin veya şu an bir hayat da (kendi hayatını) kurtarabilirsin, eğer seçersen…
İntihar edeceğim dersen ölmeyi seçmişsin demektir.
Ancak, yaşayacağım, her şeye rağmen yaşayacağım dersen de yaşamayı seçiyorsun demektir.
Çok basit.
Mazeret yok, kaçış yok!
Seçtiğin bir hayat, yonttuğun bir karakter, çizdiğin bir kader var…
Sen sen ol iyi olanı seç…
İyi olanı…
- Gündelik hayatta akıllarda soru işareti bırakan yorumsuz olaylara yorum katma,
- Ön yargılardan kurtulup temiz akıl sahiplerinden olma,
- Lafazanlık etmeden az ama öz konuşma çabaları bu blogun ana fikrini oluşturuyor…